collapse collapse

* Konular

* Tavsiye bölümlerimiz

*     Kullanıcı Bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

*     Kimler Çevrimiçi

  • Nokta Ziyaretçi: 1
  • Nokta Gizli: 0
  • Nokta Üye: 0

Çevrimiçi kullanıcı bulunmuyor.

* Son eklenen dosyalar

Hiç eklenti bulunamadı.

* Son konular

Ynt: 3. Sınıf Hayat Bilgisi Soru Bankası Gönderen: nursen
[Bugün, 10:44:58 am]


Ynt: 3. Sınıf Tüm dersler Test Kitapçıkları deposu Gönderen: aribi06
[Temmuz 20, 2017, 11:32:22 pm]


Nasreddin Hoca Fıkraları - 2 Gönderen: Serdar Yıldırım
[Haziran 16, 2017, 09:57:34 am]


Nasreddin Hoca Fıkraları Gönderen: Serdar Yıldırım
[Haziran 16, 2017, 09:55:39 am]


Kavuklu İle Pişekar Gönderen: Serdar Yıldırım
[Haziran 16, 2017, 09:53:06 am]


Atatürk Şiirleri Gönderen: Serdar Yıldırım
[Haziran 16, 2017, 09:46:35 am]

html_arka_plan

HAFTANIN VİDEOSU

BALIK AVI KANALIMIZ

İstek, dilek ve şikayetleriniz için mail adresimiz; anfora@derstekullan.com

Paylaşmak güzeldir, umuttur...

xxNasreddin Hoca Fıkraları - 2

Haziran 16, 2017, 09:57:34 am Gönderen: Serdar Yıldırım | Görüntülenme: 24 | Yorumlar: 0


NASREDDİN HOCA FIKRALARI

KURTLAR VADİSİ

Nasrettin Hoca bir gün eşeğine binmiş kasabaya gidiyormuş. Yolda bir köylüye rastlamış. Selamlaşıp tanışmışlar. Köylü onun hiç sevmediği Nasrettin Hoca olduğunu anlayınca, kasaba o yanda değil bu yanda deyip, Hoca’yı bataklığa yönlendirmiş. Hoca olayı hemen anlamış. Köylü Akşehir’e gidiyorum deyince, Akşehir bu tarafta deyip, köylünün kurtlar vadisine gitmesini sağlamış.

HOROZ DÖVÜŞÜ

Nasreddin Hoca’nın horoz dövüşlerine yeni merak sarmış bir arkadaşı varmış. Birlikte gidip pazardan dövüşken bir horoz aramaya başlamışlar. Derken  arkadaşı bir horoz beğenmiş. Satıcıya adı ne bunun diye sormuş. Satıcı adı Yiğit demiş. Arkadaşı horozu almış. Daha sonra yiğit hangi dövüşe girse dönüp kaçmış. Tabii ki rakibi de peşinde. Yiğit kaç dövüşe girdiyse hiç yakalanmamış.

Arkadaşı  Hoca’ya:
“ Hoca ne iştir? Benim yiğit neden dövüşe girmeyip kaçıyor?” demiş.

Hoca:
“ Bilmez misin Selami  yiğitliğin onda dokuzu kaçmaktır. Ne yapsaydı yani dövüşe girip de yara - bere içinde mi kalsaydı? Bak şuna hiçbir yerinde çizik bile yok. Hey maşallah! “ demiş.




HAZIRLOPÇU

Nasreddin Hoca bir gün balık avına gitmiş. Dere kenarında bir ağacın altına oturmuş. Oltasını çıkarmış. Kancanın ucuna yanında getirdiği küçük beyaz kurtçuklardan birini takmış  suya fırlatmış. Başlamış beklemeye…

İki üç dakika geçmiş geçmemiş  büyükçe bir balık oltanın önünde peydah olmuş. Balık oltanın etrafında birkaç tur atmış ve yemi kancasından çıkarıp yemiş. Nasreddin Hoca bu işe çok şaşmış.

Kancanın ucuna bir kurtçuk daha takmış. Balık aynı şekilde kurtçuğu yemiş  kancaya tutulmamış. Nasreddin Hoca balığa oyun oynamaya karar vermiş. Oltanın ucundaki kancanın ucuna biraz daha küçük bir kanca takmış  suya fırlatmış. Az sonra balık alışkın hareketlerle gelmiş  küçük kancayı kurtçuk zannedip ısırmış ve oltaya yakalanmış. Başlamış çırpınmaya…Nasreddin Hoca hemen oltayı sudan çıkarmış ve balığı tutmuş:

“ Seni köftehor  bütün yemleri yedin bitirdin. İyi alışmıştın hazırlopçuluğa. Ben buraya doyunmaya gelmiştim  doyurmaya değil ” demiş ve balığı pişirip  afiyetle yemiş.





TADI TUZU

Nasreddin Hoca’nın çocukluğunda annesi komşuya soğan istemeye gönderir. Nasreddin komşunun kapısına gelince içeriden gelen konuşmaları duyar. Kapıyı çaldığı anda konuşmalar kesilir. Biraz bekler  fakat kapıyı açan olmaz. İkinci defa daha kuvvetlice çalar. İçerden kulağına gülüşme sesleri gelir. Bu duruma canı sıkılır. Evine döner. Annesine  komşu gezmeye gitmiş  der. Akşam yemeğinde soğansız  lezzetsiz çorbayı içerler.

Aradan birkaç gün geçer. Nasreddin’in evde yalnız olduğu bir gün kapı çalınır. Nasreddin kapıyı açar. Gelen komşunun oğludur.

Komşunun oğlu:
“ Arkadaşım nasılsın? Evde yemek pişiriyorlar. Aksilik bu ya tuz kalmamış.
Tuz istemeye geldim “ demiş.

Nasreddin:
“ Geçen günlerde size soğan istemeye gelmiştim. Kapıyı bile açmadınız. Üstelik
bir de gülüyordunuz. En çok da senin sesin duyuluyordu. Biz o akşam çorbaya sizin
gülüşlerinizi doğradık. Pek lezzetli oldu. Şimdi sen benden tuz isteme. Tuzun yerine şu
kahkahaları yemeğe karıştırın. Tadı tuzu yerine gelir “ der ve hah hah ha diye güler.



xxNasreddin Hoca Fıkraları

Haziran 16, 2017, 09:55:39 am Gönderen: Serdar Yıldırım | Görüntülenme: 26 | Yorumlar: 0

NASREDDİN HOCA FIKRALARI

SIĞ SUDA YÜZMEK
Nasreddin Hoca bir gün evine dönerken taşa takılmış ve su birikintisine yüzüstü düşmüş. Hoca'yı bu halde gören bir adam:
" Oldu mu Hoca, bir karış suda yüzülür mü? Madem yüzecektin derede yüzseydin, demiş.
Bunun üzerine Hoca:
" Derede herkes yüzer. Önemli olan, böyle sığ suda yüzmektir, diyerek cevabı yapıştırmış.

SEBZELİ KAVUK ÇORBASI
Nasreddin Hoca kuyunun başında durmuş aşağı bakarken kavuğunu düşürmüş. Kuyu derin inip alamaz. Kavuksuz eve gidemez. Soran olsa kavuğumu düşürdüm diyemez. Alay ederler. Bahçeden marul, maydanoz koparmış. Küçük parçalar halinde kuyuya atmaya başlamış. Burada ne yapıyorsun Hoca, diye soranlara, akşam yemeği için, sebzeli kavuk çorbası hazırlıyorum, demiş.
Adamlar, kuyuya bakıp, olabilir, deyip gitmişler. Hava karardıktan sonra Hoca kimselere görünmeden evine varmış.

HOCA ORMANDA KAYBOLDU
Nasreddin Hoca, Çarıklı Köyü'ne giderken ormanda kaybolmuş. Birkaç adamla karşılaşmış ama adamlar kaybolduğuna inanmamışlar.
" Koskoca Nasreddin Hoca ormanda kaybolmaz.. Sen buraları avcunun içi gibi bilirsin," demişler.
Nasreddin Hoca bakmış olmayacak fikir değişikliğine giderek diğer karşılaştığı adamlara, nereye gidiyorsunuz? diye sormuş. Bir iki derken, üçüncü adam Çarıklı Köyü'ne gidiyorum, demiş.
Bunun üzerine Hoca, hah, ben de o köye gidiyordum, deyip adamla birlikte köye gitmiş.

YALAN SÖYLEME YARIŞMASI
Akşehir'de en iyi yalan söyleme yarışması düzenlenir. Yarışmaya Nasreddin Hoca da katılır. Yarışmacılar, sırayla birer yalan söylerler. Sıra Hoca'ya gelince şu yalanı söyler:
" Ben büyük bir yalancıyım. "
Nasreddin Hoca'yı doğru sözlü olarak tanıyan halk jürisi, Hoca'yı birinci seçer. Böylece Hoca ödül olarak verilen eşeğe biner ve evine doğru yola koyulur.


PAPAĞAN
Nasreddin Hoca pazarda görüp beğendiği fiatı yirmi akçe olan konuşkan papağanı uzun pazarlıktan sonra beş akçeye alır. Fakat papağanı evde bir türlü konuşturamaz.
" Ey papağan, neden böyle yapıyorsun? diye sorar.
Papağan:
" Bak Hoca, beni ucuza kapatıp beş akçeye aldın. Dünyada bir tek uyanık sen misin? Eski sahibimi buraya getir. Gözümün önünde on beş akçeyi ver. Söz sana sabah akşam susarsam namerdim. "
Hoca  adamı bulup evine getirir ve papağanın önünde on beş akçeyi verir. Bunun üzerine papağan neşelenir ve konuşmaya başlar. Anlatır da anlatır. Dört gün sonra Hoca çaresiz papağana yalvarır:
" Papağan, ne olur, sus artık!. Günlerdir uyuyamadım. Al şu iki akçeyi, " der. Papağan akçeleri alır ve susar. Nasreddin Hoca uykuya dalar ve ertesi güne kadar deliksiz bir uyku çeker.


ARAZİ ANLAŞMAZLIĞI

Nasreddin Hoca, Akşehir'de kadılık yaparken birbirlerinden şikayetçi olan iki adam huzura gelir. Biri, bana borcu vardı, ödemedi. Ben de borcuna karşılık tarlasının bir kısmını çitle çevirdim, der. Öteki, doğru, borcum var, ödeyemedim ama tarlamın bir kısmını sahiplenmesi doğru değil, der. Hoca olay yerine iki adam ve şahitlerle gider. Çiti kaldırtır. Alacağın var ama böyle yapman yanlış, der. Borcu olan adama, sen de borcunu öde, der. Adam, param yok, der. Nasreddin Hoca, paran yok ama malın var. Tarladaki buğdayı sat, der. Orada bulunan şahitlerden ve meraklı köylülerden buğdayı satın alan çıkmaz.
Bunun üzerine Hoca tarladaki buğdayı ortalama bir fiata satın alır. Adam, paranın bir kısmıyla borcunu öder. Böylelikle mesele tatlıya bağlanır. Olanlar kısa zamanda Akşehir'de kulaktan kulağa yayılır. Herkes, bravo şu Nasreddin Hoca'ya, der.
Davaların kısa sürede sonuçlanmasının ve adaletin yerini bulmasının halkın yararına olduğu bir kez daha anlaşılır.


YÜZME YARIŞLARI
Nasreddin Hoca sofraya oturmuş. Bakmış çorba tasında iki sinek. Hanımına seslenmiş:
" Hatun koş, yüzme yarışları başladı. "

AYRAN NİYETİNE
Nasreddin Hoca yoğurt yerken, tahta kaşığı kırılmış. Çaresiz tabağı kafaya dikmiş. Onu bu halde gören hanımı:
" Hoca,  bu ne hal? Yoğurt öyle yenir miymiş? " deyince Nasreddin Hoca:
" Kaşık kırılınca yoğurdu ayran niyetine içesim geldi. " demiş.

HOCA'NIN HANIMI HORLUYOR
Gecenin bir vakti hanımı horlarken, Nasreddin Hoca'yı uyku tutmamış. Aradan bir saat geçmiş. Duvarlar sallanmaya başlayınca hanımı aniden uyanmış, yatakta oturumuna gelmiş:   
" Hoca, gürültüye uyandım. Ben horluyor muydum? " diye sormuş.
Hoca:
" Ne horlaması, hanım? Gök gürledi. Belli yağmur yağacak. " demiş.

HOCA HAVUZA DÜŞÜYOR
Nasreddin Hoca, içinde balık var mı diye bakarken, havuza düşmüş. Başlamış feryat etmeye:
" İmdat! Yardım edin, boğuluyorum. "
Kimse oralı olmamış. Adamın biri:
" Hocam, sen yüzme biliyordun ya, " demiş.
Bunun üzerine Nasreddin Hoca:
" Doğru, nasıl da unutmuşum? " demiş ve iki kulaç atmış ve havuzdan çıkmış.

SON

xxKavuklu İle Pişekar

Haziran 16, 2017, 09:53:06 am Gönderen: Serdar Yıldırım | Görüntülenme: 24 | Yorumlar: 0

KAVUKLU İLE PİŞEKAR

Kavuklu: Dün hekime gittim.
Pişekar: Sonra ne oldu?
Kavuklu: Baktı, etti.
Pişekar: İlaç verdi mi?
Kavuklu: Vermedi.
Pişekar: Demek ki bir derdin yokmuş.
Kavuklu: Bir derdim yok, iki derdim var.
Pişekar: İki derdin mi? Senin ne derdin var ki?
Kavuklu: Tarla, bahçe, inek, öküz.
Pişekar: İki dediydin. Dert dörtmüş.
Kavuklu: Yok iki. İnek tarlaya, öküz bahçeye girmiş.
Pişekar: Devam et.
Kavuklu: Bulduğunu yemiş, zarar vermişler.
Pişekar: Kimin davarı bunlar?
Kavuklu: Muhtarın.
Pişekar: Muhtarla konuşsaydın, zararı öderdi.
Kavuklu: Konuştum, zararı öderim, dedi.
Pişekar: Tamam işte.
Kavuklu: Yarısını peşin verdi, yarısı yarın, dedi.
Pişekar: Helal be muhtar!
Kavuklu: Yarın oldu, yarısını daha verdi.
Pişekar: Yani çeyrek kaldı.
Kavuklu: Kalan iki gün sonra, dedi. Dün süre doldu.
Pişekar: Süre dolmuşsa ne olmuş? İki gün daha bekle.
Kavuklu: Ama süre dolmuştu. Sözünü tutmadı.
Pişekar: Canım eli sıkışıktır. Para bulunca öder.
Kavuklu: Ben de kızdım, hekime gittim.
Pişekar: Hekime değil, hakime gidecektin. Sorun çözülürdü.





Serdar Yıldırım


xxAtatürk Şiirleri

Haziran 16, 2017, 09:46:35 am Gönderen: Serdar Yıldırım | Görüntülenme: 23 | Yorumlar: 0

ATATÜRK ŞİİRLERİ

EŞSİZ ASKER ATATÜRK

O,  bir millete baştı.
Yel oldu dağlar aştı.
Sel oldu düşman kaçtı
Tüm dünya buna şaştı
Eşsiz asker Atatürk.


ATATÜRK VE CUMHURİYET

O'nsuz tarih olmazdı.
O,  doğmasaydı.
Tarih kitaplarını yırtardım,
Cumhuriyet kurulmasaydı.


CUMHURİYET

Haykır durma, Cumhuriyet 93 yaşında.
Dört mevsim yaşanıyor, toprağında, taşında.

Birbiriyle kaynaşmış Türk Halkı'nın sesi var.
Asrımızın ileri, güçlü Türkiye'si var.

O güçlü Türkiye'nin önderi, lideri var.
Elinde meşalesi Yüce Atatürk'ü var.

Sarsılmaz irademiz, bükülmez bileğimiz.
Işığıyla aydınlanır uygarlık yolumuz.

Cumhuriyet sonsuza, sonsuza ulaşacak.
Bütün diğer devletler ondan geri kalacak.



BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ
- Dumlupınar Meydan Muharebesi -

Kütahya'ya bağlı Dumlupınar yakınındaydı.
Tarih 30-Ağustos-1922
Beşinci günüydü Büyük Taarruz'un.
Yunan işgal kuvvetlerine karşı
Kesin bir Türk zaferiyle sonuçlandı.
Şahsen yönetilmişti,
Mustafa Kemal Paşa tarafından.


DEVRİMCİ MUSTAFA KEMAL

Ağaçlara, taşlara, yapraklara, kuşlara
Denizlere, göllere, ırmaklara, çaylara
Gelip geçen yıllara, mevsimlere, aylara
Duygularım coşar, sel olur, seni sorarım.

Selanikim, Samsunum, Ankaram, İstanbulum
Karadenizim, Marmaram, Egem, Akdenizim
Başka izmleri boşver yeterli Kemalizm
Hedef zirve çünkü ben gerçek bir Türk genciyim.

Bir volkan gibi kabardım, kabıma sığamam.
İlkelerinden başkasına gidip sığınmam.
Sen varken uzakta yol gösterici aramam.
Ben bu yurdu emanet ettiğin Türk genciyim.





MUSTAFA KEMAL ATATÜRK CUMHURİYET DEMEKTİR

Bu topraklarda Cumhuriyet özgürlük demektir.
Özgürlük Anadolu'da Cumhuriyet demektir.
Özgür olmak isteyen yeni nesillere,
Altın tepsi içinde Cumhuriyeti sunduk biz.

Çilesini biz çektik, acısını biz yaşadık.
Yıllarca Kurtuluş Savaşı için ömür törpüledik.
Pek çoğumuz evine geri dönemedi.
Bebeklerimiz bize bir kez baba diyemedi.

Vatanımızı savunduk düşmana karşı.
Gündüz ve gece bekledik siperlerde.
Bağrımıza hançer saplandı istemesekte.
Hançeri bağrımızdan çıkarıp düşmana sapladık.




BİR GÜNEŞ GİBİ DOĞDUN

Şan, şeref ve onurla taşıdın Türk Bayrağı'nı.
Olmaz, dediler, bu vatan kurtulmaz, dediler.
Bitti, dediler, herşey bitti, dediler.
Anadolu yandı, yıkıldı, tükendi, dediler.
Sonra sen bir güneş gibi doğdun,
Anadolu'nun bağrında karanlığı boğdun.

Yenilmeyiz biz, yeneriz diyenleri tükettin.
Topun, tüfeğin az olsa bile onları alt ettin.
Şanlısın sen, Türklük sana şükran borçlu.
Türklüğü zirveye taşıdın, sürünsün onlar yer altında.



VATANI KURTARMAK YETMEZDİ

Devrim gerekliydi
Devrim; değişim, çağdaşlaşma demekti
Fikirde, düşüncede devrim
Kılık, kıyafet devrimi
Şapka devrimi
Kadınlara özgürlük
 Harf devrimi
Gelin, tamamlayalım devrimi, dedim
Geldiler, tamamladık
Çağdaşlaştık, medenileştik
İlkellikten kurtulduk, modernize olduk
Modern olduk
Çağın gereklerine uyduk



Serdar Yıldırım

clip3.sınıf yılsonu teslim edilecek evreklar

arapoğlu
Haziran 13, 2017, 08:11:27 am Gönderen: arapoğlu
Görüntülenme: 32 | Yorumlar: 0

aradığın herşey..

Sayfalar: [1]


* DENEME SINAVLARI

* EV ÖDEVLERİ

* SORU BANKALARI

* TATİL ÖDEVLERİ

* YARDIMCI KAYNAKLAR

* Aramıza son katılanlar

cheap cialis kamagra 100mg cialis tadalafil kamagra oral jelly cialis buy viagra generic levitra uk kamagra gel cialis generic cheap levitra cheap viagra uk